Arama
      Selpak Çocukları

Kategori: Kurşun Kalem | Yazan: Editor | Okunma Sayısı: 5056 | 22 Mart 2006, Çarşamba Yazdır

Bayramlarda kenar mahallelerde bayramlıklarıyla top koşturan, çatapat ve kız kaçıran patlatan, şeker torbalarıyla kapı kapı gezen , bayram haçlıklarıyla hayalini kurdukları oyuncakları alan, büyüklerinin elini iki eliyle birden tutarak öpen çocuklar kalmadı artık.


      Bayramlarda kenar mahallelerde bayramlıklarıyla top koşturan, çatapat ve kız kaçıran patlatan,  şeker torbalarıyla kapı kapı gezen , bayram haçlıklarıyla  hayalini kurdukları oyuncakları alan, büyüklerinin elini iki eliyle birden tutarak öpen çocuklar kalmadı artık.

      Artık hayata kurumsal bakar olmuşuz. Kurumsallığı öğrenip, örfleri ve adetleri unutmuşuz. Bayramları akraba ziyaretleriyle geçirmek yerine, tatil gibi görür olduk. Artık herkes yalnız. Bayramlarda kenar mahallelerde bayramlıklarıyla top koşturan, çatapat ve kız kaçıran patlatan,  şeker torbalarıyla kapı kapı gezen , bayram haçlıklarıyla  hayalini kurdukları oyuncakları alan, büyüklerinin elini iki eliyle birden tutarak öpen çocuklar kalmadı artık. Gözümüzden sakındığımız çocuklar artık bizim çocukluğumuz gibi mutlu değiller. Beyaz mendilin manevi anlamını bilmeyen selpak çocukları onlar.  Kime yakınmalıyız? Kime anlatmalıyız derdimizi? Özler olduk birbirimizi. Ama hiç koşarak gidemiyoruz artık.

      Bu belirttiklerim ufak şeylerde olsa, benliğimizi oluşturan, bireyliğimizi sağlayan temel taşlar aslında. Adını  "Kurumsallaşma" olarak değerlendirmem, hayatı sadece geçim derdi olarak görmemizden. İşlerin stresinden birbirimizi anlamamamız, trafikte ki asabiyetimiz, yolda yürürken bile sert bakışlarımız, ahlaki çöküntümüz, hayata bakış açımız, sahip çıkamadıklarımız, göremediklerimiz, duyamadıklarımız ve değerlendiremediğimiz her şey "Kurumsallaş-mamızdan" kaynaklanıyor.

      Teknolojiye de deyinmeden olmayacak sanırım. Cep telefonsuz, dizisiz, televizyonsuz, medyatik kaynanasız, arayan numarayı gösteren ev telefonsuz yapamaz olduk. Teknoloji bize çok şey getirdi. Ama çok şey de götürdü. Bu konuyu uzun uzun düşünün. Kazandıklarınızı ve kaybettiklerinizi değerlendirerek kendi muhasebenizi yapın .  Bunu zaman kaybı olarak görmeyin. Emin olun kaybettikleriniz, düşündüğünüz zamandan kat kat değerli olacaktır.

      Sesinizi, bir selamınızı, ve güler yüzünüzü bekleyen o kadar çok kişi var ki. Unuttuklarınızı hatırlamanız için her zaman fırsat vardır. Ama bazen fırsatlar bir daha karşılaşmamacasına tükenir. Geri alamazsınız zamanı. Ders almak için çok geçtir. Özledikleriniz sadece hatıra olarak kalır belleklerinizde. ...ve ahlayarak anlatırsınız çocuklarınıza.

24 Aralık 2006
İstanbul


    Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış

    Yorum Yazın:
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 
Onay Kodu:


Tarihin Tanıkları 2009
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 2.0 License. ©  



Dost Siteler :|İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti|