Arama
      I.Dünya Savaşı Bölüm:1

Kategori: Olaylar | Yazan: Editor | Okunma Sayısı: 17947 | 26 Mart 2006, Pazar Yazdır

Cihan harbi ya da Harb-i Umumi olarak da bilinir. 1914-1918 arasında Avrupa, Rusya, Ortadoğu, ABD ve başka bazı bölgeleri kapsayan uluslar arası, savaş Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti’nin oluşturduğu ittifak devletleri ile; Fransa, İngiltere Rusya, İtalya, Japonya ve ABD’nin (1917) oluşturduğu İtilaf Devletlerini karşı karşıya getiren bu savaş, İttifak Devletleri’nin yenilgisi ile sona erdi.


       SAVAŞI HAZIRLAYAN NEDENLER

      Sanayi devrimini geçirmiş ilk ülke olarak dünyanın bir numaralı ticari devleti olan ve en uzak yerlere kadar yayılmış bir imparatorluk kuran İngiltere, 1870’ten sonra bu üstünlüğünü sürdürmekle birlikte, giderek yükselen genç devletlerin giderek yükselen tehditleriyle karşı karşıya geldi. Bu devletlerin başında hızla büyüyen ekonomisine yeni pazarlar arayan ve dünyada ki yerini almak için uluslar arası sulara çıkmak isteyen Almanya yer alıyordu. 19. yüzyılın son çeyreğinde büyük devletlerin dünyanın çeşitli yerlerinde ki, çıkar çatışmaları da alevlenmeye hazır bir dizi sıcak bölge yaratmış bulunuyordu.

     Avusturya-Macaristan ile Rusya’nın balkanlarda egemenlik kurma çabaları Avrupa’da uzun yıllar süren uyumu bozan ilk etken oldu. Bu arada Asya’nın güneyinde bir dizi sömürge edinerek Çin’e sızan İngiltere ve Fransa ile Orta Asya’ya doğru yayılan Rusya bir çok yerde karşı karşıya gelmeye başladı. Bir çok devletin ilgisini çeken Afrika’yı paylaşma mücadelesi hızlı bir tırmanışa girdi. İngiltere’nin, Afrika’nın kuzey ve Güneyinde ki sömürgelerini birleştirme tasarısı, Fransa’yı bu yolu kesmek üzere Batı’dan Doğu’ya doğru ilerlemeye yöneltti. Bütün bu gelişmeler Avrupa’daki ittifak sistemlerinde de çeşitli değişiklikler yarattı.

      Bismarck sonrasında Weltpolitik (dünya politikası) izlemeye başlayan Almanya’nın Avusturya-Macaristan ile sıkı bir yakınlaşmaya girmesi, Rusya’nın borç para aldığı Fransa ile giderek askeri bir ittifak kurmasına yol açtı. Çıkarlarını korumak için Avrupa’nın bölünmüşlüğünü sürdürmeye yönelik bir denge politikası sürdüren İngiltere bu gelişme üzerine rakiplerinden bazılarını tarafsızlaştırmaya ağırlık vermeye başladı. Bu doğrultuda Almanya ile sürdürdüğü görüşmeler sonuçsuz kaldı. Ama Güneydoğu Asya’da Fransa ile baş gösteren sürtüşmeleri dengelemek amacıyla, Asya’nın yeni bir emperyalist gücü olan Japonya ile anlaşmayı başardı.(1902) uzun yıllardan beri Fransa ile ilişkileri bozuk olan İtalya, Doğu Afrika’da ki girişimlerinde yenilgiye uğramasından sonra, bu ülkeye karşı yürüttüğü gümrük savaşına son verdi; Trablus üzerindeki emellerinin tanınması karşılığında Fransa’ya Afrika’da destek vermeye başladı. Bir süre sonra Fransa-İngiltere arasında başlayan yumuşama, diplomatik dengeleri altüst etti. Fransa’nın geleneksel rekabete son verme önerisi, Almanya’da aradığını bulamayan İngiltere’den olumlu bir yanıt gördü. Uzun görüşmeler sonunda 1904’te imzalanan Entente Cordiale(1904) ile, iki ülke arasında ki karşılıklı ödünlere dayalı bir uzlaşma havası doğdu.

Entente Cordiale: İngiltere ve Fransa arasında ki karşılıklı ödünlere dayalı anlaşma

      Tam bu sırada patlak veren Rus-Japon savaşı, bu ülkelerle karşıt ittifak ilişkileri içinde bulunan Fransa ve İngiltere’nin ortak bir tarafsızlık politikası gütmesi nedeniyle, yerel düzeyde kaldı. Buna karşılık fas konusunda Fransa ile Almanya arasında baş gösteren bunalımda, İngiltere müttefiki Fransa’yı karalı bir biçimde destekledi. Almanya’nın giderek güçlenen donanmasından ürken İngiltere, Japonya karşısında ki yenilgiyle güç duruma düşen Rusya ile Asya’da ki rekabete son veren bir anlaşma yapma olanağını buldu(1907) Böylece Fransa, İngiltere ve Rusya arasında ki üçlü İttifak kurulmuş oldu.

      Rusya’nın 1905 yenilgisini ve Osmanlı Devleti’nde II.Meşrutiyet’in ilanının (1908) yarattığı iktidar boşluğunu fırsat bilen Avusturya-Macaristan, çatışmanın “dondurulmuş” olduğu Balkanlar’da harekete geçti. Almanya’nın bu ülkeye verdiği destek karşısında gerilemek zorunda kalan Rusya, 1912’de Balkan ülkelerinin birleşerek Osmanlı Devleti’ne savaş açmasını sağladı ve böylece bölgede yeniden inisiyatifi ele geçirdi. Osmanlıların ağır yenilgisi ardından Balkan ülkelerinin birbirleriyle savaşa tutuşması, Avrupa’nın büyük devletlerini duruma el koymayı yöneltti. Gerçekleştirilen bir dizi antlaşma başlangıçta görünüşte bir barış havası yaratır gibi olduysa da, Güney Slav milliyetçiliğinin odağı halin gelen Sırbistan ile Avusturya-Macaristan arasında keskin bir düşmanlığın tohumu da atılmış oldu. İmparatorluk içinde ki öteki milliyetlerin ayaklanmasından çekinen Avusturya’nın Sırbistan’a ders vermeye çalışması, Avrupa’nın barut fıçısı olarak kabul edilen Balkanlar’da I. Dünya Savaşı’na yol açacak kıvılcımın parlamasına yol açtı.

       …..ve Savaş

      Gavrilo Princip adlı bir Sırp Milliyetçisinin askeri manevraları denetlemek için Bosna’da bulunan Avusturya veliaht prensi Franz Ferdinand’la karısını 28 Haziran 1914’te öldürmesi öteden beri Sırbistan’a göz dağı vermek isteyen Avusturya’ya gereken fırsatı yaratmış oldu. Almanya’nın Rus müdahalesini önleyeceğine güvenen Avusturya, 23 Temmuz’da Sırbistan’a ağır bir ültimatom verdi. Sırbistan’ın, içişlerine karışma niteliği taşıyan ültimatom  maddelerini reddetmesi üzerine de,  diplomatik ilişkilerini keserek kısmı seferberlik ilan etti. 27 temmuz’da Sırbistan’a resmen savaş açtı ve ertesi gün Belgrad’ı bombalamaya başladı.

Gavrilo Princip: Avusturya veliaht prensi Franz Ferdinand ve eşini öldürerek 1.Dünya savaşının başlamasının bahenelerinden biri oldu.     Franz Ferdinand ve eşi Sophie : Gavrilo Princip tarafından ikiside öldürüldü

      Rusya ve Avusturya arasında ki karşılıklı tehditler iki tarafında genel seferberlik ilan etmesine yol açtı. Bunun üzerine Almanya, Rusya’ya seferberliği durdurması için 24 saatlik, Fransaya’da tarafsız kalması için 18 saatlik iki ayrı ültimatom verdi. (31 Temmuz) Ültimatomların reddedilmesine yanıt olarak Rusya’ya savaş açan Almanya, ertesi gün Lüksemburg’a girdi ve Belçika’dan birliklerine tarafsız topraklardan geçiş hakkı vermesi istedi. 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş açtıktan hemen sonra Belçika’yı işgal etti. Bu durum İngiltere’nin Almanya’ya savaş açmasına neden oldu. Sonra ki birkaç hafta içerisinde ittifak ilişkileri doğrultusunda karşılıklı savaş ilanları birbirini izledi. Buna karşılık İttifak devletleri ile gizli bir anlaşma yapmış olan Romanya ve saldırıya dönük bir savaşa katılmakla yükümlü olmadığını öne süren İtalya tarafsız kalma yolunu seçtiler. 5 Eylül’de Rusya, Fransa ve İngiltere, İttifak devletleri ile ayrı bir barış antlaşması yapmamayı öngören Londra antlaşmasını imzaladılar.

      Savaşın ilk evreleri….

      Schlieffen planı

     Savaşın patlak vermesinden yıllar önce aynı anda iki cephede daha üstün kuvvetlerle çarpışma olasılığını göz önüne alan alman genelkurmayı  buna uygun bir strateji geliştirmiş bulunuyordu. Önce batıda savunma konumunda kalarak doğuda Rus birliklerini etkisiz hale getirecek bir darbe indirmeye ve ardından Fransız birliklerine dönerek karşı saldırıya geçmeye dayanan bu strateji 1891’de genelkurmay başkanı olan Alfred von Schlieffen tarafından tam tersine çevrildi. Buna göre Belçika üzerinden bir saldırıyla kestirmeden Fransa içlerine girilecek ve bu cephenin güvence altına alınmasından sonra Rusya’ya kesin bir darbe indirilecekti. Bu plan aynı zamanda Fransa’nın geri çekilme hattını kesecek bir çevirme harekatını öngörüyordu. Batı cephesindeki Alman kuvvetlerinin sekizde yedisini sağ kanada yığmayı gerektiren bu strateji daha sonra sol kanattan gelebilecek bir saldırı olasılığı göz önüne alınarak bir ölçüde yumuşatıldı ve çevirme harekatının yönü Paris’in batısı yerine kuzeye alındı. 1905’de genelkurmay başkanlığını üstlenen Helmuth von Moltke (genç) bu planı genelde değiştirmeden benimsedi.

Alfred von Schlieffen  Helmuth von Moltke   J.J.C. Joffre

       Doğu cephesi stratejisi

      Çarlık Rusya’sının en batıdaki toprağı olan Rusya Polonyası, Almanya ve Avustralya arasına sokulmuş geniş bir kama oluşturmaktaydı. Ulaşım yetersizliği nedeniyle Rusya’nın buraya kısa sürede asker sevk edemeyeceğini göz önüne alan Almanya, saldırıya açık bu bölgeye hemen girilmesinden yana değildi. Ama daha doğuda Rusya ile uzun bir sınırı bulunan ve İtalya ile Slav azınlıklarından çekinen Avustralya’nın baskısı üzerine Moltke, Batı Cephesinde ki harekat sırasında bu bölgede Rusya’yı oyalayabilecek bir saldırıyı kabul etti. Almanya’yı bırakarak bütün kuvvetlerini öncelikle Avusturya cephesine sürmeye eğilimli olan Rusya’da, Fransa’nın önerileri doğrultusunda, aynı anda iki orduyla Doğu Prusya’ya ve dört orduyla Galiçya’ya saldırmaya dayanan bir strateji benimsedi.

       Batılı İtilaf Devletleri’nin Stratejisi

      Fransa 1870 sonrasında olası bir Alman baskınını durdurmayı ve ardından karşı saldırıyı geçmeyi öngören bir strateji çizmişti. Ama Rusya ve İngiltere ile kurulan ittifaklardan cesaret alarak, 1911’de doğrudan saldırıya dönük bir strateji değişikliği yaptı. Genel Kurmay Başkanı J.J.C. Joffre’ın bu amaçla hazırladığı XVII.Plan, Alman saldırısının Ardennes üzerinden yapılacağı düşüncesiyle, Lorraine’den geçerek Saar’a saldırmayı ve kuzeyde ilerleyecek Alman kuvvetlerini vurmayı öngörüyordu. Bu arada İngiliz Sefer Birliği’nin de (BEF) bu cepheye destek vermesi bekleniyordu.

    1914'te Batı Cephesi      

      Savaşın patlak vermesiyle birlikte Belçika’ya giren Alman ordularına yol açmak için saf dışı edilmesi gereken Liege, 5-7 Ağustos’ta düştü. Daha sert bir direniş gösteren öteki kaleler ancak ağır obüslerin yetişmesinden sonra alınabildi. Bu arada Gete Irmağı ile Brüksel arasında sıkışan Belçika ordusu Anvers’te ki müstahkem mevziilere çekilmek zorunda kaldı. Alman 1. Ordusu 20 Ağustos’ta Brüksel’e girerken, 2. Ordu da Meuse yolu üzerinde ki son engel olan Namur önlerine vardı.

      14 Ağustos’ta başlatılan Lorraine’e yönelik Fransız saldırısı 20-22 Ağustos’ta durdurulunca, Joffre, Belçika’ya giren Alman ordularını Meuse-Ardennes bölgesinde kıskaca almaya çalıştı. Ama kıskacın sağ kolu püskürtülürken, sol kol da Alman orduları arasında sıkıştı. Mons’a kadar ilerlemiş olan BEF kuvvetleri, Namur’un düşmesinden sonra korumasız sol kanattan çevrilme korkusuyla geri çekildi.. Bu gelişmeler üzerine Joffre, Fransız Cephesi’nin merkez ve sol kanadını Verdun’u eksen alan bir hatta kaydırarak Paris’in kuzeyine yeni bir ordu yerleştirdi. Bu sırada sağ kanadı zayıflayan ve çevirme harekatının yönünü güneybatıya doğru değiştirmek zorunda kalan Almanya, Verdun’un batısına yönelerek Fransız sağ kanasını kuşatma yoluna gitti.

      Joffre savunmasız kalan Alman sağ kanadına karşı 5 Eylül’de genel bir saldırı başlattı. Marne vadisinde bulunan Alman Ordularının savunma amacıyla ikiye ayrılması, Fransız ve İngiliz birliklerinin ilerleyebileceği bir boşluk doğurdu. Bu tehlike karşısında Alman komutanlar geri çekilme emri verdiler.  Bu sırada Lorraine’de girişilen saldırı başarısızlığa uğrayınca, Alman sağ kanadı daha kuzeyde Aşağı Aisne Chemin-des-Dames sırtına doğru çekildi. Almanların İtilaf kuvvetlerinin ilerleyişini durdurmasıyla, eylül sonarında bir siper savaşı başladı.  Böylece her iki taraf da umutlarını birbirlerinin batı kanatlarını kuşatmaya bağladı

      Belçika Ordusunun yarma harekatları ve İngilizlerin Belçika kıyılarına çıkarma yapma tehlikesi karşısında, Almanlar 28 Eylül’de Ansvers’i ağır top ateşi altına aldılar. Ansvers’in 11 Ekim’de düşmesine karşın, İngilizlerin gönderdiği deniz ve kara birlikleri Belçika Ordusunun Flankre kıyıları boyunca çekilerek yenilgiden kurtulmasını sağladı. Alman sağ kanadını arkadan çevirmeye yönelik iki girişimleri sonuçsuz kalan Fransızlar, daha kuzeyde BEF ile birlikte yeni bir girişim için hazırlıklara başladılar. 14 Eylül’de Molke’ nin yerine geçen Erich von Falkenhayn, bu gelişmeyi görerek savunmayı pekiştirmwk üzere Lorraine’dekibir orduyu kuzeye kaydırdı. Ayrıca kıyı kesimini temizleyerek İtilaf kuvvetlerinin batı kanadını çökertecek bir saldırı planı yaptı. İngiliz birliklerinin 19 Ekim’ de Ypres’ten (laper) başlattığı saldırının ertesi günü Alman ileri harekatı da başladı.  Belçika birliklerinin mevzilerinden çekilmesiyle Almanlar kıyıya doğru yöneldiler. İtilaf kuvvetlerinin aleyhine gelişen Ypres Çatışması Fransız birliklerinin 22 Kasım’da İngilizlerin direnişini takviye etmesinden sonra yavaşlayarak siper çatışmasına dönüştü.

      1914’te Doğu Cephesi

      Rus başkaomutanı Grandük Nikolay Nikolayeviç’in yeterli hazırlık yapmadan Doğu Prusya’ya karşıj karşı giriştiği kıskaç harekatı , 19-20 Ağustos’ta Gumbinnen’de kazanılan çarpışmanın ardından yavaş bir ilerleme gösterdi. Bundan yararlanan Almanlar kuvvetlerini toparlayıp Rus 2. Ordusunu iki yandan kuşatarak yarı yarıya yok ettiler. Eylül ortalarında Rus birliklerini Doğu Prusya’dan çıkardıktan sonra , asıl kuvvetlerini Avusturya saldırısının durakladığı Polonya’nın güney batısındaki Czestochowa-Krakow  cephesi’ne kaydılar. Almanların Varşova’ya, Avusturyalıların Przemysl’e aynı anda başlattığı saldırılar, Rusların cepheye asker sevkiyatının tamamlanmasıyla ekim  sonlarında çıkmaza girdi. Almanlar Silezya’ya doğru ilerleyen üstün Rus birliklerini ikiye ayırarak bu geniş çaplı harekatı bozmaayı başardılar. Aralık ortalarında bu cephede Varşova önlerindeki Bzura-Rawka hattına çekilmek zorunda kalan Ruslar, Galiçya’da da eski siperlerine döndüler.

      1914 Sırp Seferi

      Avusturya’nın bu cephede az bir kuvvetle başlattığı bu saldırıyı Sırplar kolayca durdurdu. Eylül başlarında Sırpların Sava Irmağı üzerinde giriştiği karşı saldırı, Avusturya’nın batıda Bosna’dan yeni harekat başlatmasıyla kırıldı. Avusturya çıkmaza giren savaşı üçüncü bir saldırıyla lehine çevirerek 30 Kasım’ da Belgrad’a girdiyse de toparlanan Sırp kuvvetleri 15 Aralık’ta kenti geri aldı ve Avusturya ordusunu bozguna uğrattı.

      Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girmesi

      Özellikle Rusya’nın boğazlar üzerindeki tehdidi karşısında Almanya ile ittifakı çıkar yol gösteren Osmanlı yönetimi , 2 Ağustos’ta Rusya’ya karşı Almanya’nın yanında yer almayı öngören gizli bir antlaşma imzalamış bulunuyordu. İngilltere’nin savaşa katılması, bazı Osmanlı yöneticilerinin Rusya ile uzlaşma yolları aramasına yol açtı. Ama Rusya ittifak önerisini geri çevirdi. Alman muhripleri “Goeben” ve “Breslau” nun Çanakkale Boğazı!nı geçerek 10 Ağustos’ta Marmara’ya girmesi,  İstanbul’daki havayı Alman yanlısı Enver Paşa'nın lehine çevirdi. İtilaf Devletleri’nin üzerine, bu alman muhripleri Osmanlı Devlet’ine satılmış gibi gösterildi ve “Goeben”e  “Yavuz”, “Breslau”ya ise “Midilli” adı verildi. “Yavuz”un Karadeniz’e geçerek 29-30 Ekim’de Oddessa ve öteki Rus limanlarını bombalaması üzerine, 1 Kasım’da Rusya, 5 Kasım’da İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar. Hindistan’dan gelen bir İngiliz birliği 21 Kasım’da Basra’yı işgal etti. Osmanlıların 1914 – 1915 kışında Kafkasya’da ve Sina çölü’nde başlattığı saldırılar sonuçsuz kalmakla birlikte, bazı Rus ve İngiliz birliklerini bu uzak bölgelere bağlayarak Alman stratejisine önemli katkıda bulundu.

Enver Paşa (1880-1922) Goeben (Yavuz) Breslau (Midilli)

      1914 – 1915’te Deniz Savaşları

      Savaş patlak verdiğinde en büyük deniz devleti İngiltere’nin 13’ü yapım halinde 42, başlıca rakibi Almanya ise 9 u yapım halinde 27 büyük savaş gemisi vardı. Savaşın başlarında İngiltere ticaret yollarını korumaya ağırlık verirken Almanya’da sayısal dengeyi sağlamak için deniz altı ve vurgaç saldırılarını esas aldı.
      Almanların Doğu Asya flosuna bağlı “Emden” kruvazörü Hint Okyanusu’nda İtilaf limanlarına ve gemilerine birçok saldırı düzenledikten sonra 9 Kasım’da batırdı. Bu arada ana floda peşine düşen İngiliz gemilerini Şili açıklarında büyük bir yenilgiye uğrattı. Ama 8 Aralık’ta İngilizlerin büyük bir deniz kuvveti yığdığı Falkland Adalarına karşı girişilen saldırı bozguna dönüştü. Alman kruvazörü “Dresden”in Juan Fernandez Adaları açıklarında batırılmasıyla (14 Mart 1915) Almanların açık deniz harekatı noktalandı.
    
     Dover Boğazı’nı mayınlayan ve İskoçya ile Noveç arasındaki suları devriye gemileriyle denetleyen İngiliz deniz ablukası krşısında Almanlar da Atlas Okyanusu’nda İngiltere ve Fransa’ya ikmal malzemesi taşıyan gemilere yönelik bir denizaltı savaşı başlattılar. Bu arada sivil yolcuların bulunduğu gemilerin de batırılması, ABD’nin yoğun protestolarına yol açtı. ABD’yi daha fazla kışkırtmaktan çekinen Alman yöneticilerinin deniz kuvvetleri komutanlığına ağır basmasıyla “sınırsız” deniz altı savaşına ara verildi.

      Almanların Sömürgesini Yitirmesi

     Avrupa’dan takviye almayan Alman denizaşırı sömürgeleri savaş boyunca İtilaf saldırılarına kendi güçleriyle karşı koymaya çalıştılar. Togo savaşın ilk aylarında İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin eline geçti. Denizden ve karadan kuşatılan Kamerun  uzun bir direnişn ardından 18 Şubat 1916’da düştü. Güney Afrika’nın üstün kuvvetlerle alman Güney Batı Afrikası’na ( Namibia) karşı giriştiği saldırı, ordu içindeki Alman subaylarının ayaklanması yüzünden ancak bir yıl sonra başarıya ulaşabildi. Çin kıyısı’ndaki küçük Alman sömürgesi  Kiaotschou’daki ( Jiazhou) Qingdao limanını İtilaf gemilerinin yardımıyla işgal eden Japonlar bu arada savunmasız kalan Mariana ,  Caroline ve Marshall adalarını da aldılar. Yeni Zellanda , ve batı  Samoa’yı çarpışmasız girerken ,  Avusturalya’da   Yeni Gine’yi işgal etti.

      Alman Doğu Afrika’sı, askari denen , Almanların eğittiği yarli askerlerin savaşçılığı sayesinde savaşın sonunda değin direndi. Alman komutanı Paul von Lettow –Vorbeck, Kasım 1914’deki İngiliz çıkarmasını püskürttükten sonra, Şubat 1916’da kuzeyden ve güneyden girişilen geniş çaplı bir ortak saldırı sonunda Dar es-Salaam ve Tabora ‘yı yitirmekle birlikte, küçük birlini yenilgiden  kurtardı. Kasım 1917!de Portekiz Doğu Afrikası’na  yaptığı başarılı bir baskının ardından, Eylül 1918’de Kuzey Rodezya’ya saldırdı. Almanya’nın ateşkes imzalaması üzerine, savaş boyunca 12000 kişilik birliğe 130000 kişilik İtilaf kuvvetlerine bu bölgede oyalamayı başaran Lettow-Lorbeck 25 Kasım’da teslim oldu.

1.Bölümün Sonu
2.Bölüm
3.Bölüm
4.Bölüm


    Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış

    Yorum Yazın:
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 
Onay Kodu:


Tarihin Tanıkları 2009
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 2.0 License. ©  



Dost Siteler :|İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti|