Arama
      I.Dünya Savaşı Bölüm:3

Kategori: Olaylar | Yazan: Editor | Okunma Sayısı: 11859 | 06 Mayıs 2006, Cumartesi Yazdır

....ve savaşın en kızıştığı dönem başlıyor. Döneme damgasını vurmuş Jutland çarpışması,Yunanistan ve ABD'nin savaşa girmesi, Uzakdoğu'nun durumu ve savaşın dengesini belirleyen değişiklikler.


      1916’da Batı Cephesi

      Rusya’nın etkisiz hale geldiği kanısına varan Alman genel kurmay başkanı Falkenhayn, saldırı için koşulların olgunlaştığını düşündüğü batı cephesi’nde, Verdun’u çökertmeyi hedef alan yıpratıcı bir savaş başlattı. 24km’lik bir cephede yoğun bombardımanla birlikte girişilen ileri harekatlarının bir savaş aldatmacası olmadığı anlaşılınca, Fransızlar General Petain  komutasında savunmaya dönük düzenlemelere geçtiler. Bu arada Rusya ve İtalya  da BatıCephesi üzerindeki baskıyı hafifletmek için yeni saldırılara giriştiler. İngiltere zorunlu askerliğin kabul edilmesinden sonra yaz aylarında yapılması tasarlanan genel saldırının hazırlıkları hızlandırıldı. 

       Ağır, ama düzenli biçimde ilerleyen Alman birlikleri haziran sonlarında Vedun önlerindeki mevzilere ulaştı. Petain’in Meuse (Maas) Irmağının batı yakasını boşaltmaya hazırlandığı bir sırada, Somme Irmağı kıyısında başlayan İtilaf saldırısıyla Almanların ilerleyişi durdu.

General Petain

      İngiliz ve Fransız birlikleri 1 Temmuzda iki ayrı cepheden yürüyüşe geçti. Topçu ateşinin temizlediği alanda ağır donatımlarıyla beklendiği kadar hızlı ilerleyemeyen İngiliz piyadeleri, Alman makineli tüfekleri karşısında büyük kayıplar verdiler. Üstün Fransız kuvvetlerinin görece başarısı, sonucu değiştirecek bir etki yapmadı. İngilizlerin bundan sonra izlediği adım adım ilerleme taktiği, Alman direnişini zorlamaya başladı. İngilizler 15 Eylül’de  ilk kez savaş alanına az sayıda tank sürdüler. Dört ay süren Somme Çarpışması, Almanların Verdun’dan kuvvet çekmesi dışında bir sonuç getirmedi. Alman baskısının gevşemesinden yararlanarak karşı saldırılarla eski mevzilerini büyük ölçüde ele geçiren Fransızlar, İttifak kuvvetlerinin saldırı stratejisine katkıda bulunamayacak ölçüde güçten düştüler.
  
      Jutland Çarpışması

      1916 yazı , aynı zamanda, Almanların açık deniz donanması ile İngilizlerin büyük donanması arsında, tarihin en büyük deniz çarpışmasına sahne oldu. Denizaltıların vurkaç  saldırılarıyla tek tek gemi avlayarak denge sağlama stratejisinin başarı şansı bulunmadığını gören Almanlar, İngilizlerin Büyük Donanması’nın bir bölümünü açık denizlere çekerek yok etmek için bir plan hazırladılar.

   Amiral Beatty   Amiral Jellicoe   Amiral Scheer

      Alman kruvazörlerinin 25 Nisan’da iki İngiliz Limanı’nı bombalaması Almanların beklediği sonucu verdi. Bir İngiliz filosu Büyük Donanma’nın Scape Flow’daki üssünden ayrılarak, saldırı için Rosyth’teki kruvazör filosuyla buluşmak üzere güneye açıldı. Almanlar bu iki filoyu Almanlar bu iki filoyu tuzağa düşürmek amacıyla, ana filonun arkadan izlediği bir grup gemiyi  yem olarak Norveç açıklarına  gönderdiler. Ama 30 Mayıs’ta harekatla ilgili sinyalleri çözeen İngilizler,  bütün Büyük Donanma’yı Skagerrak Boğazı’na doğru yola çıkardılar. Ertesi gün öğle sularında İngiliz filosunun öncü kruvazörleriyle Almanların yem olarak öne sürdüğü grubun gözcü gemileri savaşa tutuştu. İngilizler ağır kayıplar vermeye başladılar. Birkaç saat sonra Almanların  Açık Deniz Donanması savaş alanına yaklaşınca, İngiliz amiral Beatty, Almanları Büyük Donanmaya doğru sürüklemek için kuzeye döndü. Alamn gemilerinin rotasına ters bir savaş düzeni alan Büyük Donanma beklediği etkili darbeyi indiremedi. Aynı anda 180 derecelik bir dönüş yapan Alman Donanması, arkasında torpido gemilerinin yaydığı bir sis perdesi bırakarak izini kaybettirdi. Ama İngiliz Donanmasını arkadan çevirme düşüncesiyle yeniden geri döndü. Bu kez daha kötü bir duruma düşerek arada sıkışan Almanlar yoğun bir bombardıman altına girdiler. Alman amirali Scheer, geri çekilebilmek için kruvazör ve destroyerlerini tehlikeye atarak İngiliz donanmasına yönelik aldatıca bir saldırı başlattı. Gemilerini yana çeken İngiliz amirali Jellicoe, Alman donanmasını yok etme şansını  elinden kaçırdı. Üstelik gece karanlığında Alman gemilerinin yönünü kestiremediğinde fazla güneye indi. Bu arada Alman gemileri İngiliz donanmasının arkasından geçmeyi başararak Danimarka kıyıları açıklarından limanına döndü.

Jutland Çarpışmasından Görünüm

      Her iki tarafın da kendisini galip olarak gördüğü çarpışmada İngilizler üçü ağır altı kruvazör, sekiz torpido gemisi ve 6.274 subay ve er, Almanlar ise bir zırhlı savaş gemisi, bir ağır kruvazör, beş torpido gemisi ve 2.545 subay ve  er yitirdiler. İngilizler kayıplarına karşın Kuzey Denizi’ndeki üstünlüklerini sürdürdüler.
     
      1916’da Doğu Cephesi

      Mart ayında Batı Cephesi’ni rahatlatmak için giriştikleri saldırıda pek az ilerleme sağlayan Ruslar,  yazın cephenin merkezinden yapılacak geniş çaplı bir saldırı için hazırlıklara başladılar. Bu harekat kuzeyde iç kesimlere yönelik bir manevra, güneyde de aldatıcı bir saldırıyla desteklenecekti. Avusturalya’nın Asiago saldırısıyla güç duruma düşen İtalyanların başvurusu üzerine, güney kanadın harekat tarihinden 10 gün önce giriştiği saldırı beklenmedik bir biçimde Avusturalya savunma hatlarını çökertti. Buradaki Rus kuvvetleri iki koldan cephe arkasına sarktı. Ama Rus Cephesi’nin kuzey ve orta kesimlerinde beklenen saldırılar gerçekleşmedi. Güneye kuvvet kaydırma çabaları gecikince, Alman destek birlikleri Karpat Dağlarına kadar inen Rus ilerleyişini durdurmayı başardı. Böylece, Bir milyon Rus askerini harcama pahasına Avusturalya’ya inen ağır darbeyi zafere dönüştürme olanağı ortadan kalktı.

      Bununla birlikte saldırı dolaylı olarak iki önemli gelişmeye yol açtı. Almanlar Batı Cephesi’nden hareket yeteneklerini kısıtlayacak ölçüde kuvvet çekmek zorunda kaldılar. Öte yandan, Romanya Avusturya’dan toprak alma umuduyla savaşa girdi. Romanya’nın ağustos sonlarında Erdel (Transilvanya) üzerinden başlattığı ileri harekat çok yavaş gelişti. Bu arada Bulgar kuvvetleri Dobruca’ya girdi. Erdel’de duraklayan Rumen birlikleri, İttifak kuvvetleri karşısında gerilemeye başladı. Kış bastırmadan birleşmeyi başaran Alman ve Bulgar kuvvetleri Bukreş’i alarak felce uğrayan Rumen ordusunu Boğdan’da sıkıştırdı. Böylece Romanya’nın tarlaları ve petrol kuyuları İttifak Devletleri’nin eline geçerken, Ruslar 500 km’yi bulan yeni bir cephede savunmaya geçmek zorunda kaldılar.
     
      1916’da Denizaltı Savaşı
    
      Şubat ayının yeniden başlayan denizaltı savaşı, ABD ve İspanya ile diplomatik ilişkilerinin bozulmasını istemeyen Alman yöneticilerinin baskısıyla durduruldu. Bu sırada genelkurmay başkanlığını üstlenen Hindenburg, bütün ağılığı Doğu Cephesi’ne vererek Rusya’yı yendikten sonra Batı’ya dönme planını benimsedi. İngiliz deniz ablukası ve Batı Cephesi’ndeki tehditler bu planı engellediğinden, askerler  “sınırsız “ denizaltı savaşını 1917 başlarında  yeniden başlatılması  görüşünü benimsettiler.
     
      Barış Girişimleri ve ABD Politikası
 
      Öncesinde işçi sınıfının uluslar arası dayanışmasında söz eden II. Enternasyonal’e bağlı sosyalist partilerin çoğu , savaş patlak verdiğinde kendi burjuvazilerinin yanında yer almış bulunuyordu. Azınlıkta kalan sosyalistlerin bir bölümü barışın yeniden kurulmasını temel alırken, Lenin’in başını çektiği Bolşevikler burjuvazinin iç bölünmelerini yararlanarak “emperyalist savaş” ı bir dizi ülkede devrime dönüşecek bir eylem çizgisini benimsediler.

      Barış konusunda ilk etkili adımları ABD başkanı Woodrow Wilson attı. Almanya’nın denizaltı savaşıyla ABD’yi savaşa sürüklemesinden çekinen Wilson, 1916 başlarında arabuluculuk için İtilaf Devletleri ile görüşmeye oturdu.İngilizler, Almanya’nın arabuluculuğu reddetmesi durumunda ABD İngiltere’nin onayıyla başlaması koşuluyla öneriyi kabul ettiler. Ama yaklaşan başkanlık seçimleri ve İngilizlerin deniz ablukasını sıkıştırarak ABD ticaretine de darbe vurması, Wilson’un barış girişimlerine ara vermesine yol açtı.

Woodrow Wilson    Lloyd George

      Wilson’ın arabuluculuk isteğini öğrenen Alman şansölyesi Bethmann görüşme yoluyla barış politikasını savunmaya başladı. Bu amaçla ABD başkanlık seçimlerine değin denizaltı savaşının ertelenmesini sağladı. Ama Wilson kasımda başkan seçildikten sonra hemen harekete geçmedi. Bu sırada Romanya’da kazanılan zafer, Alman askeri çevrelerinde Almanya lehine bir barış görüşü yol açtı. Böylece Bethmann 12 Aralık’ta , İtilaf Devletlrince kabul edilmesi olanaksız Alman barış koşullarını açıkladı.

      Bunun üzerine Wilson iki tarafı da “savaş hedefleri “ni açıklamaya başladı. Bu girişimden hoşnutsuzluk duymakla birlikte ABD kredi ve savaş girecine bağlı olduklarından olumsuz bir tepki göstermeyen İtilaf Devletleri, Almanların kabul edemeyeceği kapsamda bir barış önerdiler. Almanlar ise, ABD ile İtilaf Devletleri’nin arasını açma düşüncesiyle, barış görüşmelerine başlama ilkesini benimsediler. Bu manevralar pek sonuç vermedi.

      Wilson’ın 1917 başında ortaya attığı “zafersiz barış” görüşü, İtilaf Cephesinde olumlu bir yankı yarattı. Bu konuda Avusturya da istekli görünmekle birlikte, Almaya daha önce karşılaştırdığı “sınırsız” denizaltı savaşını başlattı. Wilson buna Almanya ile diplomatik ilişkileri keserek yanıt verdi ve Kongre’den ABD ticaretini korumak üzere önlemler almasını istedi. Bu sırada Alman dışişleri bakanı Zimmermann’ın Meksika’daki büyükelçisine gönderdiği şifreli bir telgrafın ABD basınında  yayılması, ABD politikasında köklü bir değişikliğe yol açtı. ABD ile savaş durumunda bazı ABD eyaletlerini almak üzere Meksika ile Almanya arasında ittifak kurma tasarısının yer aldığı telgraf, ABD kamuoyunda Alman aleyhtarlığının artmasına yol açtı.

      SAVAŞ DENGESİNDE DEĞİŞİKLİKLER
     
      Ocak-Mayıs 1917’de Batı Cephesi

      1916’daki genel saldırının pek sonuç vermemesi, İngiltere ve Fransa’da savaşın yönetiminde önemli değişiklikler doğurdu. İngiltere’de kurulan yeni koalisyon hükümetinde Liberaller arasında beliren görüş ayrılıkları, başbakan Lloyd George’u Muhafazakarların desteğine daha fazla dayanma yöneltti. Bu durum, askeri konularda Muhafazakarlar ile komutanların çekişmesi arasında kalan dar savaş kabilesinin etkili kararları zamanında alınmasını önledi. Fransa’da ise yıpratma stratejisini temel alan Joffre’nin yerine, Fransız ordusu’nun belirleyici bir rol üstleneceği kesin bir saldırıyı savunan general R. G. Nivelle Başkomutanlığa getirildi. Nivelle’in planı, Almanların dikkatini cephenin kuzey ve güney kesimlerindeki İngiliz saldırısına çekerek, yani birliklere takviye edilmiş Chamqagne’da asıl darbeyi indirmeye dayanıyordu. İngilizlerin itirazları harekatın nisana ertelenmesine yol açtı. Bu fırsattan yararlanan Almanlar, Chamqagne’daki sığ savunma mevzilerini topçu menzili dışında kalan bir hatla pekiştirdiler. Ayrıca öne çıkmış mevzilerinin gerisinde Hindenburg Hattı olarak bilinen yeni bir savunma hattı kurarak birliklerini geri çektiler ve boşalttıkları bölgeyi mayınlayıp bütün barınma olanaklarını yok ettiler.

      İngilizlerin başta iyi giden saldırısı, cephe gerisindeki tanıklık ve Alman direnişi yüzünden hızını yitirdi. Champagne’daki harekat çok yavaş ilerledi.; Alman makineli tüfekleri Fransız birliklerini bozguna uğrattı. Mayıs ortasında başkomutanlığa getirilen Petain, ordu içinde yayılma eğilimi gösteren ayaklanmayı önledi. Bu sırada savaşa girmiş olan ABD’nin tankları ve birlikleri  Avrupa’ya ulaşana değin savunmada kalma yoluna gitti.

      ABD’nin Savaşa Girmesi

      Alman denizaltılarının 18 Martta üç ABD ticaret gemisini batırması üzerine, Wilson savaş kararı için kongreye başvurdu. Kongrenin onayıyla 6 Nisan’da resmen savaş ilan edildi. ABD bir yandan kendi savaş hazırlıklarını yoğun biçimde yürütürken, bir yandan da İngiltere ve Fransa’ya askeri gereç alımı için geniş krediler açtı. ABD’nin İngiltere ve Fransa’ya verdiği borçlar savaş sononda 7 milyar  ABD dolarına ulaşmıştı.
     
       ABD’de zorunlu askerliğin kabul edilmesinden sonra birliklerin eğitimi ve taşınması zaman aldığından ilk yıl içinde Avrupa’ya ancak 85 bin asker gönderildi. Bu sayı Eylül 1918’de 1,2 milyona çıktı. Bu arada deniz kuvvetlerini güçlendirmeye çalışan ABD, destroyer ve denizaltı avcıları yapımına ağırlık verdi. Savaş sonuna doğru ABD’nin denizaşırı bölgelerde üslenmiş gemilerinin sayısı 380’i bulmuştu.

      Bu arada Güney Amerika ülkeleri Almanya’ya savaş açarken, bazıları da diplomatik ilişkilerini kesmekle yetindi.
     
      Rus Devrimi Ve Doğu Cephesi
 
      Rusya’da patlak veren Şubat Devrimi sonrasında kurulan geçici hükümet, savaşı bitirmek ve içerdeki işçi ve asker sovyetlerini denetim altına almak amacıyla temmuz başında Geliçya’da bir saldırı başlattı. Başlangıçta olağan üstü bir hızla ilerleyen Rus birlikleri, on gün sonra duraklayarak kargaşa içinde geri çekilmeye başladı. Almanlar Cephenin en kuzey kesiminde saldırıya geçerek Letonya’yı ve Finlandiya Körfezine denetim altına aldılar.

      Bu arada Rus olmayan milliyetler arasında bağımsızlık akımı yükselmeye başlamıştı. Ekim Devrimi’nden sonra başa geçen Bolşevikler, savaşan ülkelere ulusların kendi kaderlerinin belirleme ilkesine dayalı ilhaksız ve tazminatsız bir barış için görüşme çağrısında bulundular. Ardından tek yanlı olarak savaşa son verdiler. 15 Aralıkta Almanya ile imzalanan ateşkes antlaşmasını izleyen barış görüşmeleri Almanya’nın toprak talepleri yüzünden çıkmaza girdi. Alman birliklerinin  Ukrayna ve Baltık ülkelerine girmesi üzerine, Sovyet Rusya ağır koşullar içeren Brest-Litovsk Antşmasını imzaladı (3 Mart 1918). Ayrıca Fillandiya ve Ukrayna’nın bağımsızlığını tanıyarak, batıdaki eski çarlık topraklarının büyük bölümünden çekildi. Bu arada Kars, Ardahan ve Batum’u da Osmanlı Devleti’ne bıraktı.
 
      Yunanistan’ın Savaşa Girmesi

      E. Venizelos’un İtilaf yandaşı tutumuna karşın Bulgaristan’dan gelebilecek bir saldırıdan çekinen kralın ve ordunun tarafsızlıkta direnmesi, Yunanistan’ı uzun bir süre savaşın dışında tutmuştu. Bulgaristan’ın 1916 yazında Yunan Makedonyası’na  girmesiyle bu çekişme kızıştı. Girit’e çekilip bağımsız bir hükümet kuran Venizelos 27 Kasım’da Almanya ve Bulgaristan’a savaş açtı. İtilaf devletleri 11 Haziran 1917’de kralı devirerek Atina hükümetinin direnişine son verdi.Selanik’ten geçen Venizelos’un hükümetin başa geçmasiyle Yunanistan resmen savaşa girdi( 27 Haziran )
 
     
İtalya Cephesi
 
      1917 yazı sonunda İtalyan kuvvetlerinin ilerleyişi karşısında Avusturya hatlarının çözülmesi, Almanların bu cephede gözüpek bir saldırı düzenlemeye yöneltti. Ortak kuvvetlerin iki koldan başarıyla gerçekleştirdikleri saldırı, İtalyanların merkezini parçaladı. Büyük kayıplar veren İtalyanlar, kanatlarını kurtararak Piave Irmağı gerisindeki bir hatta çekildiler. İngiliz ve Fransız desteklerinin yetişmesiyle İttifak kuvvetlerinin ilerleyişi durduruldu. Kasım ayında İtilaf devletlerinin Rapallo’da düzenlediği askeri konferansta Versailles’da ortak bir Yüksek Savaş Konseyi’nin kurulması kararlaştırıldı.

      Irak ve Filistin
 
      1916’nın ikinci yarısında destek almaya başlayan Irak’taki İngiliz Birlikleri kanatlardan sarsarak Düzenli bir biçimde Bağdat’a yürüdü. Şubat 1917’de Kut’l- Amare cepheden bir saldırıyla düştü. Diyala Irmağı kıyısında yeni bir savunma hattı kurma girişimi boşa çıkınca, Osmanlı komutanı Halil Paşa ( Kut) 11 Mart’ta Bağdat’ı boşalttı. İngilizlerin Kafkasya ve İran’dan harekete geçen Rus kuvvetleriyle birleşip Musul’u alma girişimi sonuçsuz kaldıysa da, Osmanlı Kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı.

      İngilizlerin Mart ve Nisan 1917’de Mısırdaki İngiliz kuvvetlerinin komutanlığına atanan Allenby, Filistin  Cephesinde geniş çaplı bir saldırı için hazırlılara girişti. Buradaki Yıldırım Orduları Grubu ( 7 ve 8. Osmanlı Ordusu ) komutanlığına atanan  Falkenhayn  ve Sina Yarımadasına yürümeyi tasarlıyordu. Allenby daha önce harekete geçerek, Osmanlı savunma hatlarını Gazze’de zorlamaya başladı. Osmanlı kuvvetlerinin bu kanatta toplanmasından yararlanarak, asıl hedefi olan savunma hattının merkezini yardı ve Filistin içlerine girdi. Osmanlı kuvvetleri bir bütün olarak geri çekilmek zorunda kaldı. İngilizler 9 Kasım’da Kudüs’ü işgal ettiler.

      Haziran-Aralık 1917’de Batı Cephesi

      Haziran başlarında Ypres çıkıntısının güneyindeki bir sırtın alınmasıyla cesaretlenen İngiliz başkomutanı Haig, öteden beri savunduğu, Flandre’da saldırıya geçme tasarısını gündeme getirdi. Deniz kuvvetlerinin Belçika kıyısındaki denizaltı üslerinin ele geçirilmesi için yaptığı baskılar, harekata kuşkuyla bakan savaş kabilesini ikna edilmesini sağladı. Temmuz sonunda başlayan çarpışmalarda, yağış mevsimi nedeniyle bataklık hale gelen bölge İngiliz birliklerinin ilerleyişini engelledi. Sonbaharda yağışların durması üzerine yeni saldırılar yapıldıysa da pek az ilerleme sağlanabildi. Bu çarpışmalarda İngilizlerin kaybı 250 bin kişiyi buldu.

      Fransız Ordusunu yeniden düzenleyen Petain ise sınırlı harekatlar yürüterek 1916’da yitirilen topraklrı ve stratejik önemi olan Chemin-des-Dames sırtını aldı.

      İngilizler Kasımda Camprai’nin güneybatısından 400 tankın açtığı giriştikleri Alman savunma hattının içlerine sızmayı başardılar. Ama öne geçen piyade birlikleri arkadan destek göremeyince ilerleme durdu. Almanların güneyden gerçekleştirdiği yarma harekatı, İngiliz kuvvetlerini işgal ettiği toprakların bir bölümünü terketmek zorunda bıraktı. Bununla birlikte Cambrai çarpışması ani saldırıların ve tankların siper engelini aşabileceğini göstermesi açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

      Uzakdoğu

      İtilaf Devletleri içinde yer alarak Asya’da yayılma politikası izlemeye başlayan Japonya’nın içlerine karışmasından rahatsızlık duyan Çin, 1915’ten sonra destek için ABD’ye yanaşmaya başladı. İçerdeki Liberal Kuomintang  muhalefetlerinin İtilaf Devletleri’nce yeğ tutulması korkusu ve Japonya’nın savaş sonrasında bölgede Almanya’nın yerini doldurmak için İngiltere ve Fıransa’nın onayını alması, Çin yönetimin kaygılarını arttırdı.Çin yönetimi ABD’yi izleyerek Almanya’ya ve ayrıca Avusturalya – Macaristan’a savaş açtı. Japonya’dan aldığı yardımlarla Kuomintang’ın Kanton’da ( Guangzhou) kurduğu hükümetle savaşa tutştu ve devrim sonrasında Rusya’ya bağlı Mançurya’daki karışıklıktan yararlanmaya çalıştı. Bu durum yanlızca Japonya’nın işini kolaylaştırdı. Üstelik Japonya ABD ile yaptığı anlaşmayla, üstü kapalı bir biçimde Çin’deki özel çıkarlarının tanınmasını sağladı.

      1917-18’de  Deniz Harekatları

      ABD’nin savaşa girmesinden sonra Alman denizaltılarının saldırılar doruğuna çıktı. Ama İtilaf Devletlerinin Ticaret gemilerini korumak üzere konvoy sistemini benimsemesi denizaltılarının etkisini önemli ölçüde kısıtladı. Bunu denizaltılara karşı savaş tekniklerinin geliştirilmesi ve mayınlı alanların genişletilmesi izledi. Mandş Denizine ışıldaklı devriyelerin yerleştirilmesi denizaltılarının geçişini güçleştirdi. Flandre kıyılarındaki denizaltı üsleri 1918’deki İngiliz baskınları sonucu önemli yaralar aldı. ABD’li mayıncıların Kuzey Denizinde, İskoçya ile Norveç arasındaki 290 km’lik bir şeride çok sayıda mayın döşemesi Almanların Atlas Okyanusuna bu son geçiş yolunu da kapadı.

      Hava Savaşı

      Savaşın başlarında uçaklar keşif amacıyla kullanılıyordu. 1915’de ilk kez makineli tüfek taşıyan avcı uçakları ortaya çıktı. Batı Cephesinde Siper savaşına geçilmesiyle, düşman mevzileri ve hava üslerine karşı taktik bombalama yöntemi gelişti. Piyade yürüyüşlerinde izleyici uçak devriyeleri ilk kez 1916’da kullanıldı. Stratejik bombardıman İngiliz uçaklarının 1914 sonbaharında Alman zeplin hangarlarına karşı giriştiği akınla başladı. Alman zeplinlerinin İngiltere’nin Güney kentlerine yönelik baskınları1915’den Ekim 1916’ya değin yoğun biçimde sürdü. İngiliz uçakları da Fransa’nın Doğusundan kalkarak Alman sanayi merkezine saldırılar düzenlemeye başladı.

      İngiliz ve Fransızlar 1917’de uçak yapımında Almanya’yı geçerek yeni avcı uçakları ve uzun menzilli bombardıman uçakları ürettiler. Zeplinlerden undukları sonucu alamayan Almanlar da ağır bombardıman uçağı yapımına yöneldiler. Almanların İngiltere’ye düzenledikleri başarılı hava akınları, İngilizlerin stratejik bombardımana daha çok önem vermesini sağladı.bunun bir sonucu olarak  dünyanın ilk bağımsız hava birliği olan Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF)kuruldu.

      Yeni Barış Girişimleri

      Franz Josef’in ölümü üzerine Kasım 1916’da Avusturya-Macaristan tahtına oturan I.Karl, Rus devriminden sonra İtilaf devletleriyle ayrı bir barış için gizli görüşmelere girdi. Ama İtalya’nın aşırı toprak talepleri bu girişimi sonuçsuz bıraktı.

      1917 yazında Almanya’da Reichstag’da (Parlamento) barış yolunun açılması için toprak il haklarından vazgeçilmesi konusu gündeme geldi ve büyük çoğunlukla bir barış önergesi (Friedensressolution) kabul edildi. Hükümetin geçiştirdiği bu kararı, İtilaf devletleride pek dikkate almadı. XV.Benedictus’un işgal edilen yerlerin karşılıklı boşaltılması çağrısı havada kaldı. İngiltere’de ortaya atılan, savaş öncesi durum temelinde görüşmelere oturma düşüncesi hükümetçe benimsenmedi.

      ABD başkanı Wilson 1918’de savaş hedeflerine ilişkin olarak On Dört Nokta, Dört İlke, Dört Amaç ve Beş Madde bildirilerini yayınladı. Bunların en iyisi savaş sonundaki bir çok düzenlemeye temel oluşturan ve çeşitli yönlere çekilmek istenen On Dört Nokta’ydı. Bu arada Dört amaç bildirisinin dünya barışını bozabilecek devletleri zararsız hale getirmeye ilişkin maddesi Almanya’yı hedef alan temel bir ilkeye dönüştü.

1.Bölüm
2.Bölüm
3.Bölümün Sonu
4.Bölüm


    Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış

    Yorum Yazın:
İsim:
E-Posta:
Mesaj:
 
Onay Kodu:


Tarihin Tanıkları 2009
Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 2.0 License. ©  



Dost Siteler :|İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti|